Zabıt katipliği çıkmış örnek metinler indir pdf,word

Sosyal, kültürel, teknolojik ve ekonomik alanda meydana gelen gelişmeler ve
yüzyılın yeni değerleri karşısında Avrupa Birliğine giden bu süreçte hukuk ve adalet
reformu kaçınılmaz olmuş, başta temel kanunlarımız olmak üzere tüm mevzuatımızın
Avrupa Birliğine uyumunun sağlanması zorunlu hale gelmiş, bu konudaki değişiklik
çalışmaları sürat ve kararlılıkla sürdürülerek büyük ölçüde tamamlanmıştır.
Bu kapsamlı değişiklikler karşısında Bakanlığımızca çeşitli tarihlerde çıkarılan
genelgelerin büyük bir kısmının güncelliğini yitirdiği, aynı konuda onlarca genelge
olduğu, zaman zaman bu genelgelere ulaşmakta dahi zorluk çekildiği ve bunların
beklenen faydayı sağlamaktan giderek uzaklaştığı bilinmektedir. Bu durumun yargı
hizmetini doğrudan sunan, ağır iş yükü altında büyük bir özveri ile çalışan hakim ve
Cumhuriyet savcılarımız ile diğer yargı personeline ek yük getirdiği bilinen bir
gerçektir.
Bu gerçekler dikkate alınarak Bakanlığımız tarafından çeşitli tarihlerde
çıkarılan genelgelerin güncelliğini sağlamak, uygulama kabiliyetini kaybedenleri
ayıklamak, benzer konuları düzenleyen genelgeleri birleştirmek, aykırılıkları
gidermek, dilini sadeleştirmek ve uygulama birliğini sağlamak amacıyla bugüne
kadar yayımlanan tüm genelgelerin yürürlükten kaldırılarak güncelleştirilmesi yoluna
gidilmiştir.
Bu itibarla, Bakanlığımız tarafından daha önce yayımlanan tüm genelgeler
yürürlükten kaldırılmıştır.
Yeni yayımlanacak olan genelgelerin tüm camiaya yararlı olması temennisiyle,
bilgi edinilmesini ve gereğinin buna göre ifasını rica ederim.

……………………………..

Alacaklı tarafından genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız icra takibinde
borçlu şirketin ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek tebliğ
tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesi istemiyle icra mahkemesine
başvurduğu, mahkemece şikayetin kabulüne karar verildiği görülmüştür.
Tebligat Kanununa göre, hükmi şahıslara tebligat salahiyetli
mümessillerine bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Tebliğ yapılacak bu
kişiler herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o
sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde, tebliğ orada hazır
bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.
Tebliğ tarihi itibarıyla yürürlükte olan Tebligat Yönetmeliğinde ise, tüzel
kişi adına tebligatı kabul edecek kişi herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde
bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde
tebliğin, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı,
kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin tüzel kişinin o yerdeki
teşkilatı veya personeli içinde vazife itibarıyla tüzel kişinin yetkilisinden sonra
gelen kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle vazifelendirilmiş biri
olması lazım geldiği, bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit
edilmek şartıyla, o yerdeki diğer memur veya müstahdemlerinden birine
yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, borçlu şirkete yapılan ödeme emri tebliğine ilişkin
belgenin incelenmesinde, tebligat sırasında işyeri yetkilisi, müdürü, amiri
bulunmadığından ödeme emrinin daimi çalışan ve evrak memuru olduğunu
beyan eden şahıs imzasına tebliğ edildiği, yetkilinin ve ondan sonra gelen evrak
almaya yetkili kişilerin bulunup bulunmadığı tespit edildikten sonra bu hususun
tebliğ evrakına şerh edildiği görülmüş olup, tebliğ yapılan kişinin şirket çalışanı
olmadığı iddia edilmediğine göre, ödeme emrinin usulüne uygun şekilde tebliğ
edildiği anlaşılmaktadır.

………………………………

Devlet düzeninin korunması ile ilgili suç teşkil eden olayların bildirilmesi,
örgütlü suçlar ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanmasının
önlenmesi hakkında yürütülen soruşturmalar konusunda bilgi verilmesi hususu
Bakanlığımızın beş ve altı sayılı genelgeleri ile tüm teşkilata duyurulmuştu.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında yapılan değişiklikler, Hakimler ve
Savcılar Yüksek Kurulu Kanununda getirilen düzenlemeler ve anılan genelgeler
ekindeki formlarla talep edilen bilgilerin bundan böyle UYAP bilişim sistemi
üzerinden daha sağlıklı alınacağının anlaşılması karşısında, beş ve altı sayılı
Genelgelerin birleştirilerek güncellenmesine ihtiyaç duyulmuştur.
Ülkemizde zaman zaman meydana gelen, kamu düzeni ve güvenliğini
sarsan, demokratik rejimi, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü
tehdit eden ve yurt düzeyinde can ve mal güvenliğini, eğitim ve öğrenim
özgürlüğünü tehlikeye sokan terör ve şiddet eylemleri karşısında, demokratik
hukuk devleti kuralları içinde etkili bir şekilde mücadele edilmesi, bu suçların
soruşturmalarının ivedilikle yapılması ve gerekli görüldüğü takdirde kamu
davası açılması büyük önem taşımaktadır.
Organize suçlarla etkin şekilde mücadele bir taraftan halkımızın yaşam
kalitesini, huzur ve güvenliğini artırırken, diğer taraftan toplumsal adalet
anlayışını ve toplumun devlete olan güvenini arttıracaktır.
Suç örgütleri, gerçek hedefleri olan haksız menfaati elde edebilmek için,
toplum içinde kanun dışı ticareti teşkilatlandırarak insan ticareti yapmak,
uyuşturucu madde trafiğini yönlendirmek ve kaçakçılığını yapmak, silah ve
tarihi eser kaçakçılığı yapmak, çek senet tahsil etmek, kara para aklamak, zorla
borç senedi imzalatmak, bir kısım kamu görevlilerini de örgüt içerisine alarak
ortakları haline getirmek, dolandırıcılık ve rüşvet gibi suçlar işlemektedirler.

……………………………

Borçlu, diğer fesih sebepleri yanında ihaleye fesat karıştırıldığını da iddia
ederek ihalenin feshi istemiyle icra mahkemesine başvurmuş, mahkemece ihale
salonuna teminat yatırarak katılan kişiler dışında kimsenin alınmadığı, ihalede
aleniyet ilkesine uyulmadığı kabul edilerek yapılan ihalenin feshine karar
verildiği anlaşılmıştır.
İhalenin amacına ulaşmasını, malın gerçek değerinde satılmasını, ihalenin
sağlıklı ve normal şartlarda yapılmasını engelleyici, dürüstlük kuralları ile
bağdaşmayan davranışlarda bulunulması ve ihaleye katılıma engel olunması
ihaleye fesat niteliğindedir.
İhaleye katılmak isteyenlerin teminat yatırması zorunlu olup, teminat
yatırmayanların ihale mahallinde ihalenin sağlıklı şekilde yürütülmesini
engelleyecek tavırda bulunmaları halinde icra müdürü gerekli tedbirleri ve
önlemleri alabilir. Somut olayda icra müdür yardımcısının ihalenin sağlıklı
şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla teminat yatırmayanları ihale salonu
dışına çıkarmasında engel bir durum yoktur. Kaldı ki tanık olarak beyanına
başvurulan polis memurlarının ifadelerine göre ihale yapılan yerin kapısının açık
olduğu anlaşılmıştır.
O halde mahkemece, borçlunun şikayet dilekçesinde ihaleye fesat sebebi
olarak ileri sürdüğü vakıalara ilişkin hususlar ile diğer fesih nedenleri ile ilgili
değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken,
şikayet dilekçesinde ileri sürülmeyen aleniyet ilkesi ihlal edildiği gerekçesiyle
ihalenin feshine karar verilmesi isabetsizdir.
Bu itibarla, temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda
yazılı nedenlerle bozulmasına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın
tebliğinden itibaren on gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
oybirliği ile karar verildi.

………………….

Suçta ve cezada kanunilik ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmaması dolayısıyla,
bazı tanımlar tasarı metninden çıkarılmıştır. Tekerrüre ilişkin olarak sistem
değişikliği yapıldığı için aynı türden suç tanımı ve ayrıca, tanımlanmasına gerek
görülmemesi nedeniyle cebir ve şiddet tanımı metinden çıkarılmıştır.
Kişinin vatandaşlığının belirlenmesinde Türk Vatandaşlığı Kanununun esas
alınacağını belirten tanım, ceza uygulaması itibarıyla önemli olan hususu
belirlemektedir. Böylece suçu işlediği sırada Türk vatandaşı iken sonradan
uyruğunu değiştiren kişi suçun unsuru veya kovuşturma koşulu bakımından
Türk sayılacağı gibi, suçu işlediği sırada Türk uyruğuna girmiş olan kişi de Türk
vatandaşı sayılacaktır. Çifte uyruğu olanlar da, Türk vatandaşı sayılacaklardır.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi hükümleri göz önünde
bulundurularak, çocuk deyiminden henüz on sekiz yaşını doldurmamış olan
kişilerin anlaşılması gerektiğine dair bir tanıma yer verilmiştir.
Önceki Türk Ceza Kanunundaki memur tanımının doğurduğu sakıncaları
aynen devam ettirecek nitelikte olan tanım, tasarı metninden çıkarılarak; memur
kavramını da kapsayan kamu görevlisi tanımına yer verilmiştir. Yapılan yeni
tanıma göre, kişinin kamu görevlisi sayılması için aranacak tek ölçüt, gördüğü
işin bir kamusal faaliyet olmasıdır.
Bilindiği üzere, kamusal faaliyet, anayasa ve kanunlarda belirlenmiş olan
usullere göre verilmiş olan bir siyasal kararla, bir hizmetin kamu adına
yürütülmesidir. Bu faaliyetin yürütülmesine katılan kişilerin maaş, ücret veya
sair bir maddî karşılık alıp almamalarının, bu işi sürekli, süreli veya geçici
olarak yapmalarının bir önemi bulunmamaktadır. Bu bakımdan, örneğin
mesleklerinin icrası bağlamında avukat veya noterin kamu görevlisi olduğu
hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Keza kişi, bilirkişilik, tercümanlık ve
tanıklık faaliyetinin icrası kapsamında bir kamu görevlisidir. Askerlik görevi
yapan kişiler de kamu görevlisidirler. Bu bakımdan örneğin bir suç olayına
müdahil olan, bir tutuklu veya hükümlünün naklini gerçekleştiren jandarma
subay veya erleri de, kamu görevlisidirler.
Buna karşılık, kamusal bir faaliyetin yürütülmesinin ihaleye dayalı olarak
özel hukuk kişilerince üstlenilmesi durumunda, bu kişilerin kamu görevlisi
sayılmayacağı açıktır.

 

METİNLERİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.