Meslek seçimi nasıl yapılmalıdır?

Kaynak: http://corum23nisanortaokulu.meb.k12.tr/icerikler/meslek-secimi_4363595.html

Meslek Seçimi

Anne baba olarak geleceğe yönelik en değerli yatırımlarımız çocuklarımızdır. Çok sevdiğimiz çocuklarımız için her şeyin en iyisini en güzelini isteriz.   Bu istekle daha çocuklarımız doğmadan onlarla ilgili önemli kararlar alırız ve büyüyünce hangi mesleği seçeceğine ilişkin hayaller kurarız. En iyi çocuk bizim olacaktır, en güzel, en başarılı, en akıllı, en mutlu….. Hatta an gelir kendimizden bile vazgeçeriz onlar için…. Bir motif gibi sabırla, özveriyle, emekle işleriz onları…. Onlar bizim çocuklarımızdır…

          Bu çalışma; çocuğunuzun kendini tanıyıp kendine uygun mesleği seçerek mutlu, üretken ve başarılı bir hayat sürmeleri için, size ve çocuklarınıza yol gösterecektir.

KENDİNİ TANIMA VE MESLEK SEÇİMİ

Kalabalık bir aileden geldim. Gençliğimde hep doktor olmak isterdim. Ama okuyamadım. Genç yaşta evlenip çoluk çocuğa karıştım. İstedim ki mutlu bir evim olsun, benim yaşayamadıklarımı çocuklarım yaşasın, yapamadıklarımı çocuklarım yapsın ve mutlu olsun. Oğlum büyürken; eş dost sorardı oğluma ‘büyüyünce ne olacaksın?’ diye. Oğlumdan önce ben cevap verirdim, ‘o doktor olacak’ derdim.

Oğlum ilkokula başlarken iyi bir okul ve iyi bir öğretmen araştırdık. Babasıyla okuyacağı okula karar verdik. İlk okuduğunda hepimiz çok mutlu olduk.

İlköğretimde oldukça sosyal, hareketli, spora ilgili bir çocuktu. Okuldaki etkinliklere katılmak ister, bense derslerinden geri kalır diye engellerdim; onun için endişelenirdim. Bir gün yine onu ders çalışması konusunda uyarırken, ‘bu çalışmayla sen zor doktor olursun’ dediğimde, bana döndü ve yüksek sesle ‘anne beni hiç dinlemiyorsun, ben doktor değil avukat olmak istiyorum’ dedi.

8. sınıfın sonunda alan seçimi konusunda hala anlaşamamıştık. Bu nedenle okul rehber öğretmenine giderek oğlumun sayısal bölümü seçmesi için ikna etmesini istedim. Okul rehber öğretmeni bana alan ve meslek seçiminde ilgi, yetenek ve değerlerin önemini anlattı.

Öğretmen sordu; ‘oğlun neleri yapmaktan mutlu oluyor?’ diye….

‘Oğlum okumayı çok seviyor, internette bolca araştırma yapıyor. Haksızlığa uğrayan arkadaşlarını savunuyor, okuldaki münazaralarda görev almayı seviyor’ dedim.

Bu soru ilgilerimizin göstergesiymiş ÖĞRENDİM….

 ‘Oğlun neleri yapabilir?’ diye sordu öğretmen.

Düşündüm, ‘kendini çok güzel ifade eder, ana dilimizi çok güzel kullanır, ezberi kuvvetlidir’ dedim.

Bu soru yeteneklerimizin göstergesiymiş ÖĞRENDİM….

Öğretmen devam etti; ‘oğlun ilerde seçeceği meslekten neler bekliyor, ne istiyor?’ dedi.

‘Düzenli bir iş, saygın olabileceği, tanınabileceği, para kazanabileceği, haksızlıkları önleyebileceği bir iş istiyor’ dedim.

Bu soru değerlerimizin göstergesiymiş ÖĞRENDİM…

 

O gün okul rehber öğretmeniyle uzun bir konuşmanın ardından eve giderken aklımdan öğretmenin söyledikleri geçiyordu.Meslek seçiminde ilgi, yetenek ve değerlerimiz ne kadar da önemliymiş!!

Örneğin; Sayısal derslerden hoşlanan, yetenekleri bu yönde olan bir genç; arkadaşları farklı bir bölümde olduğu için ya da öğretmenine kızdığı için sosyal bölümü seçerse yetenekleri doğrultusunda doğru bir karar vermiş olacak mıydı? Sosyal derslerden hoşlanan yetenekleri bu yönde olan bir genç; annesi ve babası ya da öğretmeni istiyor diye sayısal alanı seçerse mutlu olacak mıydı?

Tabii ki HAYIR!!!

 

Önemli olan çocuğumun sevdiği, ilgilendiği, başarılı olacak bir işte çalışıp mutlu olmasıydı. İleride doğru mesleği seçebilmesi için önce doğru alana gitmeliydi oğlum…. Bunu anlamıştım.

İşte o saatten sonra oğluma kulak vermeye, onu daha iyi tanımaya karar verdim. Lise yaşantısı boyunca ilgilerini, yeteneklerini destekledim, değerlerine saygı duydum. Çünkü oğlum ne bendi, ne de babası… Hayallerimizi gerçekleştirmek için onun mutsuz olmasına gerek yoktu…

 

Zaman o kadar hızlı geçiyordu ki… Oğlum 18 yaşına ulaşmış, sınav ve tercih vakti gelmişti. Ailece oturduk ve oğlumun ilgi yetenek ve değerlerini göz önünde bulundurarak şu soruları değerlendirdik. Oğlum okul hayatı boyunca;

–         Neler yapmaktan hoşlanırdı?

–         Güçlü ve zayıf yanları nelerdi?

–         Çocukluğunda hangi oyunları oynamaktan hoşlanırdı?

–         Hangi derslerde başarılı ve aktifti?

–         Hangi etkinliklere katılmaktan hoşlanırdı?

–         Özel yetenekleri var mı?

–         Düzenli mi?

–         İnsanlarla bir arada olmaktan hoşlanır mı?

–         Çok para kazanmak onun için önemli mi?

–         Ünlü olmak onun için ne kadar önemli? Vb.

Tüm bu soruların ardından ailece oğlumun istediği avukatlığın gerektirdiği bazı özellikleri araştırdık.

–        Meleğin gerektirdiği kişilik özellikleri nelerdi?

–        Mesleğin gerektirdiği eğitimler nelerdi?

–        Mesleğin çalışma ortam ve koşulları nelerdi?

–        Mesleğin iş bulma olanakları nelerdi?

–        Meslekte ilerleme ve emeklilik koşulları nelerdi?

Tüm bunların ardından oğlum verdiği karardan emindi. Doğru meslek onun için avukatlıktı. Oğlum hukuk fakültesini kazandı. Şimdi herkese yaşadığımız tecrübeyi anlatıyorum. Kendi isteklerimiz ve hayallerimiz için biz oğlumuzu yok saymadık… Onun mutlu olması, istediği okulda okuması ve istediği işte çalışması bizim için her şeyden önemli…

Aslında yine istediğim oldu… Benim yapamadığımı oğlum yaptı… Kendi ilgi ve yeteneklerine uygun istediği alanda, istediği şehirde ve istediği okulda okuyor… Oğlumla gurur duyuyorum… Siz de çocuklarınıza kulak verin… Onlar ne istiyor? Ne yapmaktan hoşlanıyor? Hayattan neler bekliyor? Hayalleri neler? Sizin için mi okuyacak, sizin için mi yaşayacaklar? Yoksa onların mutluluğu her şeyden önemli mi?

 

10‘U dikkate alın!

´´GENÇLERİMİZİ MUTLU BİR GELECEĞE TAŞIMANIZA YARDIMCI OLACAK

10 ALTIN KURAL´´

Sevgili anne babalar;

Göz bebeğimiz çocuklarımızın geleceklerini şekillendirme adına ciddi bir dönemi yaşamaktasınız.

Bu dönemde aile olarak alacağınız kararların çocuğumuzun geleceği adına ciddi neticeleri olacağı muhakkak önerilerimizin işinizi kolaylaştırmasını diliyoruz.

  1.Çocuklarınıza sağlıklı ve huzurlu bir aile ortamı hazırlayın.

Çocuklarınıza verebileceğimiz en anlamlı ve en önemli desteğin ona sağlıklı huzurlu bir aile ortamı hazırlamak olduğunu unutmayın.

2.Çocuklarınızı olduğu gibi kabul edin.

     Her anne baba çocuğunun başarılarıyla mutlu olmak ve gurur duymak ister. Ancak bunu esas gaye haline getirmeyin. Onu her zaman ve her haliyle sevdiğinizi ve değer verdiğinizi hissettirin. ‘Kazanamazsan herkese rezil oluruz, başkalarının yüzüne nasıl bakarız, komşunun çocuğu senden daha başarılı’ gibi ifadelerden kaçının.

3.Üniversite Sınavlarına bakışınızı gözden geçirin.

    Üniversitelerin yalnızca meslek edindirme amacıyla kurulmuş olan eğitim kuruluşları olmadığını, farklı bakış açıları kazandırma, kültürel birikim, özgüven vb. özellikleri kazandırmanın da hedeflendiğini unutmayın.

   4.Çocuğunuzun Başarısına da başarısızlığına da katkınızın olduğunu unutmayın.

     Çocuğunuzun yaşadığı veya yaşayacağı tüm başarılarda yaptıklarınız ve yapmadıklarınızla ortak olduğunuzu unutmayın. Başarılarıyla gurur duyduğunuz gibi başarısızlıklarında da kendi payınıza düşeni alın.

  5.Sınavlara gereğinden fazla anlam yüklemeyin.

      Anne baba olarak sınava bakış açınızın çocuğunuzun sınava bakışını şekillenmesinde önemli olduğunu unutmayın! Sınavı bir son ya da başlangıç olarak görmek yerine farklı alternatifli bir geleceğin varlığının farkında olun.

         6.Yapılan  tercihin çocuğunuz için olduğunu unutmayın.

            Anne baba olarak kendi adınıza bir tercih yapmadığınızı dolayısıyla merkezde çocuğunuzun olması gerektiğini onun ilgi yetenek ve değerleri doğrultusunda verilecek kararların daha isabetli olacağını her zaman aklınızda bulundurun. Unutmayın ki çocuğunuzun eğitim göreceği alan, onu bir mesleğe hazırlayacak ve bu meslek, ‘O’NUN tüm yaşamını etkileyecek.

 

 7.Her doğru size ve çocuğunuza uymayabilir.

    Unutmayın! Mesleklerin popüler ve iş olanaklarının fazla olması gibi nedenler çocuklarınızın bu mesleklere yöneltilmesi için %100 yeterli ve geçerli bir sebep değildir.

 8.Bir bilene sorun.

   Çocuklarınızın üniversite sınav sisteminde yaşanan değişikliklerden olumsuz etkilenmemesi; kendini, meslekleri tanıyarak daha isabetli tercih yapabilmesi için mutlaka ama mutlaka birden fazla uzman yardımı alın. Unutmayın ki! Eksik ya da yanlış bilgilerle verilecek kararların isabetlilik oranı çok yüksek olmayacaktır.

9. Puanına göre değil, çocuğunuza göre tercih yapın.

          Çocuklarınızın çok yüksek puan ile kabul eden bölümlere girmesiyle övünmek yerine, kendi istediği yeri seçmelerine destek olmanın daha önemli olduğunu unutmayın.

      10.Çocuğunuzla sınav sonrasını konuşun ve planlayın.

Çocuklarınızla sadece sınav öncesini konuşmak ve planlamakla yetinmeyip, sınav sonrası yaşanması olası sonuçları da konuşun ve planlayın.

Yeni Eğitim ve Sınav Sisteminde Mesleki Rehberlik

“Çalışma, gerçekte zahmetli değildir.
Yalnız tutulan iş ile şahsın kabiliyeti ve zevkleri arasında uygunluk olmalıdır.”
M. Kemal Atatürk

Eğitim – öğretim yılı başlarken sınav maratonuna hazırlanan öğrenci ve beraberinde ki velileri heyecan dolu bir yıl bekliyor…

Okullar, dershaneler son zamanlarda yeni sınav sistemi konusunda başta öğrencilere daha sonra velilere yönelik bilgilendirme seminerleri düzenleyerek bu zorlu maraton için gerekli hazırlıkları yapıyorlar.

Yeni sınav siteminin artıları, eksileri bir yana aslında yeni sınav sistemi başka bir konunun önemini ve bu konuda uzmanlaşmanın gerekliliğini ortaya koydu. Mesleki rehberlik…

Neden rehberlik? Genç bireylerin yetenek ve ilgilerinin farkına varmaları, yetenek ve ilgilerine uygun meslek seçmeleri, zamanlarını en iyi şekilde yönetmeleri, gelecekleri hakkında uzgörülü olmaları, kendilerini tanımaları için rehberlik hizmetleri gereklidir.

Mesleki rehberlik, psikolojik danışma ve rehberliğin özel bir alanıdır. Meslek rehberliği, kişiye eğitim ve meslek alanlarında başarı için gerekli özellikler, eğitim ve meslek imkânları hakkında bilgi vermeyi, meslek kararını etkileyen kişisel-sosyal faktörleri incelemeyi ve bireyin sağlıklı karar verebilmesi için yapılan yardımı kapsar. Ancak meslek seçiminde mesleki rehberlik tek başına yeterli olamamaktadır. Meslek/Alan/İş seçiminde bir diğer önemli faktör kariyer danışmanlığıdır.

Kariyer danışmanlığı, bireyler ya da grupların kariyer seçimleri ve gelişimleri konusunda bilgi edinmelerini kolaylaştırmak amacıyla sunulan, planlı bir dizi yardım programlarını kapsamaktadır. Profesyonel bir danışan tarafından bireylerin ya da küçük grupların kariyer seçimleri ve geçişleri hakkında bilgilenmelerine ve yaşadıkları sorunların üstesinden gelmelerine yardımcı olma amacıyla sunulan hizmet sürecidir.
Mesleki rehberlik hizmetleri genellikle eğitim kurumlarında uzman psikolojik danışmanlar tarafından yürütülürken, kariyer danışmanlığı hizmetleri ise daha çok uzman psikolojik danışmanların yanında, iş dünyasını bütünüyle ele alabilen insan kaynakları uzmanları tarafından yürütülmektedir.

Yeni eğitim ve sınav sisteminin en büyük artılarından biri bireyin ilgi, yetenek ve becerilerini dikkate almasıdır. Meslek seçimi zor bir iştir. Meslek seçiminde kişilik, karakter, ilgi, yetenek ve beceriler seçilen meslek ile uyumu olmalıdır.

Türkiye de ki işsizlik oranının büyük bir oranı yanlış meslek seçiminden kaynaklıdır. Meslek seçimi kararı sadece lise yıllarında verilmemelidir. Meslek seçmeden önce bireyin öncelikle kendini tanıması, ilgi ve yeteneklerini keşfetmesi gerekmektedir. Bireyin bu farkında lığa varması lise yıllarında mümkün değildir. Birçok birey üniversite yıllarında yâda mezun olduktan sonra bu farkında lığa erişip okuduğu/mezun olduğu bölümü değiştirmek istemektedir ve bu nedenle de bir uzman yardımına ihtiyaç duymaktadırlar. Üniversite kariyer merkezleri bu konuda öğrencilerine yönelik çeşitli hizmetler sunmaktadır.

Yeni sınav sistemi de bu şekilde eğitim kurumlarında kariyer merkezlerinin ne derece önemli olduğuna, mesleki rehberlik ve kariyer danışmanlığı konularında uzmanlaşmanın gerekliliğini göstermiş oldu.

Hala birçok okul ve dershanelerde bireyin kendisini tanımasına yönelik test ve envanter kullanılmamaktadır. Yâda bireyin ilgi ve yetenekleri sadece tek bir envanter yardımıyla ölçülmeye çalışılmaktadır. Oysa yıl içinde birden fazla test ve envanter kullanılarak bireyin önce kişilik ve karakterinin daha sonra ilgi ve yeteneklerinin ölçülmesiyle yıl içinde ilgi duyulan alanlar üzerinde bireye bire bir görüşme yâda konunun uzmanları ile seminerler verilmelidir. Böylelikle birey kendini tanımış, yeteneklerini öğrenmiş olacaktır.

Bireyin gelecekte ki yaşam tarzını belirlemesinde dönüm noktası olan mesleki tercihini yaparken doğru ve isabetli karar verebilmesi için izleyeceği basamaklar şöyle sıralanabilir:

1. Bireyin yeteneklerinin belirlenmesi (Ben neler yapabilirim?)
2. İlgi alanlarının belirlenmesi (Ben neleri yapmaktan hoşlanırım?)
3. İş değerlerinin benimsenmesi (Ben ne istiyorum?)
4. Kişilik özelliklerinin belirlenmesi (Karakterim nasıl?)
5. İlgi duyulan mesleklerin incelenmesi.

En sonunda doğru kararı verdi..

Züğürt Ağa bir köy ağasıdır.Başlayan kuraklıkla ve köylülerin isyanıyla birlikte köyünü satmak zorunda kalan Züğürt Ağa,İstanbul’a yerleşmeye karar verir.Ailesini alıp İstanbul’a yerleşir.Artık köyünü satmıştır.Elinde sattığı köyünden elde ettiği paradan başka bir şeyi yoktur.Bir iş yapması gereklidir.Artık düşünmeye başlar,hep yanında olan,en sadık dostu kahyasıyla birlikte.‘Ne iş yapalım?’ Ne yazık ki hiçbir değerlendirme yapmadan market satın alıp işletmeye karar verir.Ama ne hesap yapmasını biliyordur ne insanlarla iletişim kurmasını.İşler iyi gitmez marketi kapatmak zorunda kalır.’Olmadı der’ bu defa domates alıp arabayla sokak sokak gezip satmaya karar verir.Bir araba alırlar.Domatesleri satmak için sokak sokak gezmeye başlarlar.Ama Ağa domatesleri pazarlama konusunda başarısızdır.Kısık sesle ; ‘Domates domates’ deyip müşteri çekmeye çalışmakta bu da etkili olmamaktadır.Beklendik son.Bu iş de de başarılı olamaz.Artık eşi,çocukları durumdan rahatsızdırlar köyden kazanılan para bitmiş artık evin eşyaları satılmaya başlanmıştır.Eşi çocukları artık onu terk etmiştir,kahyası da hasta olan annesi için gitmiştir.Yanında bir Kiraz kalmıştır.Artık bıçak kemiğe dayanmıştır,olanları gururuna yedirememiş,kendisini de öldürmeye kalkışmıştır.

En sonunda belki de bütün denemelerinin sonucunda farkında olmadan iç görüsel düşünme sonucunda ben hangi işi iyi yapabiliyorum der sormaya başlar.Biliyordur ki çiğ köfte yapma konusunda üstüne yoktur.Çünkü ağa iken bile ailesine,misafirlerine çiğ köfteyi kendisi yapıyordu.Çiğ köfte yapıp satmaya karar verir.Elinde kalmış,vazgeçemediği çizmelerinden başka hiçbir şeyi yoktur.Çizmelerini satıp çiğ köftelik malzeme alır bir de tepsi.Çiğ köfteleri yapar,tepsiye dizer ve yola koyulur.Evet bugüne kadar yaptıkları işten bu kadar zevk almamıştı.Eve bütün çiğ köfteleri satmış olarak gelir.Artık o aradığı mesleği bulmuştur.Belki bir süre elde tepsiyle satacaktır ama o meziyeti sayesinde belki çiğ köfte alanında bir numara olacaktır.

Eğer ilk İstanbul’a geldiğinde bir değerlendirme yapsaydı neyi iyi yapabiliyorum diye bu sonuca erken varırdı,bir salon kiralayıp çiğ köfte yapıp satabilirdi.Ama ne yazık ki bu değerlendirmeyi en sonunda yapabildi.

Bizler her zaman kendimizi değerlendirmeliyiz.Güçlü yönlerimizi ,zayıf yönlerimizi ,neyi iyi yapabildiğimizi.Buradan aldığımız cevaplar her zaman bizim yol göstericimiz olacaktır.

 

Meslek Seçimini yaparken Aile çevre Baskısından nasıl kurtulmalıyız?

Meslek seçiminde aile baskısı aşılması gereken güç problemlerden birisidir ve bunu da meslek sahibi olan bir çok kişi yaşamıştır. Bir tarafta hayatta en değer verdiğiniz varlıklarınız anneniz,babanız vs. , diğer tarafta da sizin istekleriniz,hayalleriniz….Doğal olarak bu süreçte en mantıklı,en doğru sonuca ulaşmak için kendi isteklerinizi,beklentilerinizi merkeze almalısınız.Çünkü yaşayacağınız hayatta başrol oyuncusu tamamen sizsiniz.Aile baskısı sonucu seçtiğiniz bir meslek maalesef hayatınızı mutlu bir şekilde yaşamanıza engel olabilir.Örneğin siz sanatla uğraşmak isterken aileniz size doktor,mühendis,öğretmen olmanız konusunda diretiyor,siz de doğal olarak bu tepkilerden sonra bir kararsızlık yaşıyorsunuz ve kararınızı sorgulamaya başlıyorsunuz..Annelerimiz,babalarımız bizim en değerli varlıklarımız,muhakkak bizim verimli iyi bir hayat sürmemizi en çok onlar istemekte fakat şu da bir gerçek ki toplumumuz ,ailelerimiz bu konuda maalesef bilinçsiz….Bu noktada onların da görüşlerini tam anlamıyla göz ardı etmeden tamamen kendi istediğiniz mesleği seçme konusunda kararlı olduğunuzu onları kırmadan, açıklayıcı ifadelerle anlatmalısınız.İstediğiniz mesleği ailenize kabullendirmeniz aslında çok da zor değil.Yeter ki bu konudaki kararlığınızı ,istekli tavrınızı hiç bırakmayın.Unutmayalım ki insan kişilik özelliklerine,yeteneklerine,ilgilerine uygun meslek seçerse o meslekte başarılı olur ve hayatta mutlu olur.

Doğru meslek seçimi nasıl yapılır?

DOĞRU MESLEK SEÇİMİ NASIL YAPILIR?

Meslek seçimi insan hayatının dönüm noktalarından bir tanesidir.Çünkü bu seçim kişinin hayatını doğrudan ya da dolaylı olarak fazlasıyla etkiler. Seçilen mesleğe bağlı olarak kişinin ailesi,çevresi,yaşadığı olaylar,olgular,gelir durumu,statüsü ve daha bir çok yaşam faktörü şekillenir.O yüzden bu aşamanın olumlu bir şekilde sonuçlanması ve en doğru kararı verebilmeniz için kendinizi ve meslekleri tanımalı sonrasında en uygun eşleştirmeyi yapmalısınız.Eğer sizi siz yapan özellikleriniz seçmek istediğiniz mesleğin gerektirdikleriyle eşleşiyorsa o mesleğe yönelmeniz  sizin için doğru bir karar olacaktır.

 

Kenidinizi tanımanız için;

İlgi,ihtiyaç ve yeteneklerinizi somut bir şekilde belirlemelisiniz.

İlgi: Bir şeyi sevip sevmemenizdir.

Örnek ifadelerle ilgi değerlendirmesi yapalım;

*Matematik dersini seviyorum- matematiğe karşı ilginizin olduğunu gösterir.

*Matematik dersini sevmiyorum-matematiğe karşı ilginizin olmadığını gösterir.

*Hayvanları seviyorum-Hayvanlara karşı ilginizin olduğunu gösterir,

*Bilgisayar kullanmayı sevmiyorum-Bilgisayara ilginizin olmadığını gösterir.

*Futbol oynamayı çok seviyorum-Futbola ilginizin olduğunu gösterir.

İlgi düzeyinizi değerlendirirken mutlaka ne düzeyde olduklarını da değerlendirmelisiniz.Az mı seviyorsunuz çok mu seviyorsunuz,sevmiyor musunuz,nefret mi ediyorsunuz bunları da ele almalısınız.

 

Yetenekler:

Herhangi bir alanda sahip olduğuz beceri,algılama düzeyinizi ifade eder.

Örnek ifaderlerle değerlendirelim;

*Önüme konulmuş herhangi bir objenin resmini bir kağıda aynı şekilde çizebiliyorum.Resme karşı yeteneğinizin olduğunu gösterir.

*Zor matematik sorularını kolaylıkla çözebiliyorum.Matematiğe karşı yeteneğinizin olduğunu gösterir.

*Çok güzel etkileyici şarkı söyleyebiliyorum.Müziğe karşı yeteneğinizin olduğunu gösterir.

*Bilgisayar programlarını kolay bir şekilde öğrenebiliyorum.Bilgisayar kullanma konusunda yeteneğinizin olduğunu gösterir.

Kendinizi tanıma noktasında bu amaç  için hazırlanmış farklı formatlarda kişilik testlerinden,ilgi envanterlerinden faydalanabilirsiniz.Bu testlere sitemizin ‘Kendinizi tanıyın’ kategorisinden ulaşabilirsiniz.

            Meslekleri tanımak için ise;  İnternetten veya bu alanda hazırlanmış kitaplardan meslekleri inceleyebilirsiniz.Meslek analizleri size bu konuda yol gösterici olacaktır.Sitemizin ‘meslek analizi’kategorisinden yardım alabilirsiniz. 

           Şunu bilmelisiniz ki dünya üzerinde icra edilen binlerce meslek var. Günümüzde meslek seçme aşamasında olan bireyler genel anlamda aynı mesleklere yönelmekte ve bir çok birey de seçtiği meslekten yıllar sonra pişmanlık yaşamaktadırlar.Bireyler çevre ve aile baskısıyla öğretmen,doktor,mühendis,avukat  gibi kalıp mesleklere yönelmekte ve bu da iş bulma imkanını azaltmaktadır.Bu aşamada mutlaka mesleklerin enine boyuna değerlendirmesi yapılmalıdır.

          Doğru bir meslek seçimi için mutlaka önce kendinizi daha sonra meslekleri tanımalısınız.En son aşamada kendinizi ve seçeceğiniz mesleği karşılaştırıp son kararınızı vermelisiniz.

 

Avcılıktan bilgisayar mühendisliğine..

Şöyle bir soru sorsak eğer dünyaya gelmiş ilk insanlardan biri olsaydınız acaba karnınızı doyurmak için ne yapardınız?

Doğal olarak ya etraftaki meyve ,sebze ve yemişlerden yerdim ya da bir geyik,bir balık avlayıp onu yerdim diye cevap vereceksiniz.Buradan yola çıkarak avcılığı insanoğlunun yaptığı ilk meslek olarak tanımlayabiliriz.

Avcılık insanoğlunun  açlık ihtiyacını bastırmak için içgüdüsel olarak edindiği ilk meslektir.Zamanla günlük birikimler değerlendirilerek  kolay avlanma yöntemleri geliştirilmeye başlanmış ve bunun sonucu olarak  çeşitli araç ve gereçler icat edilmiştir.

İnsanoğlu ilahi güç tarafından kendini geliştirmek üzere programlanmıştır.Avlanmak için mızrağın yapılması,mızrak uçlarına keskin taş parçalarının bağlanması,daha sonra okun, yayın icadı,ateşin bulunması,tekerleğin icadı insanoğlunun günden güne kendini geliştirmesini sağlamıştır. Her bir icat onu kullanmasını bilen, o konuda yetkin bireylerin gereksinimini doğurmuştur. Örneğin matbaanın icadını ele alırsak; matbaa icat ediliyor, bu makineyle ilgili talepler geliyor ,yeni makineler üretiliyor, satılıyor .Satılmasına satılıyor ama alıcı bunu kullanmasını bilmiyor .İşte bu noktada kalifiye eleman ihtiyacı ortaya çıkıyor ve bu alanda eğitimler verilmeye başlanıyor .Ve sonuç matbaa işçisi ,baskı operatörü ,makina bakım elemanı gibi meslekler ortaya çıkıyor.

İnsanoğlunun günden güne kendini daha da geliştirmesiyle , özellikle matbaanın icadıyla birlikte bilginin hızlı bir şekilde paylaşmasına paralel olarak artık insanoğlu gelişme hızını kat kat arttırmış ve bununla birlikte bir çok alanda yetkin bireylere ihtiyaç artmış ,birçok meslek ortaya çıkmıştır.

Açlık güdüsüyle başlayan bu süreç,insanın kendini geliştirme,gerçekleştirme güdüsüyle devam etmiş,sektörler, yeni meslek alanları oluşmuş ve hayat müşterek bir hal almıştır.

 

Bilgisayarın icadıyla başlayan bilgi çağı akıl almaz bir şekilde ilerlemeye devam etmektedir.Bu çağın gereği olarak yine birçok meslek ihtiyacı ortaya çıkmıştır.Bilgisayar mühendisliği de bu mesleklerden biridir.Avcılıkla başlayan süreç bilgisayar mühendisliği,yazılım mühendisliği gibi bir çok kompleks mesleklerde işgücü ihtiyacı doğurmuştur. .

İnsanoğlu kendini geliştirdikçe şu an aklımızda bile olmayan meslekler bir gereksinim olarak her zaman ortaya çıkacaktır.

 

Yazı isvemesleksecimi.com tarafından hazırlanmıştır.Kaynak linki verilerek alıntı yapılabilir.

Meslek nedir tanımı

Meslek nedir?

Mesleğin tanımını yapmadan önce ..İş.. kavramının ne olduğunu bilmeliyiz.İş ve meslek her zaman birbirine karıştırılan kavramlar olmuştur.Sırasıyla bu iki kavramı ele alalım.

İş kişinin sahip olduğu mesleği icra etmesi,uygulamaya koymasıdır.Örneğin bir öğretmenin mesai saatlerinde yaptığı faaliyetler ,bir terzinin dükkanını açıp kapayıncaya kadar yaptığı faaliyetler iş olarak tanımlanır.

Meslek ise bir kişinin bir iş üretebilmesi için diğer insanlara yarar sağlayabilecek nitelikte özelliğe sahip,doğuştan sahip olduğu veya eğitim sonucu ilgili alanda edindiği vasıflar,yetenekler bütünüdür. Meslekte önemli olan kişinin sahip olduğu vasfın diğer insanlara dolaylı veya doğrudan katkı sağlamasıdır.Eğer ki kişinin eğitim sonucu edindiği vasıfları veya doğuştan sahip olduğu vasıfları diğer insanlara dolaylı veya doğrudan katkı sağlayabiliyorsa bu ilgili alandaki vasıfların bütünü meslek olarak tanımlanır.

Mesleklere örnek olarak hepimizin yakından bildiği doktorluğu,öğretmenliği,hemşireliği,terziliği,oto tamirciliğini,şarkıcılığı,tiyatro oyunculuğunu,piyanistliği ve daha birçok mesleği örnek verebiliriz.Bunlardan şarkıcılığı ele alırsak;şarkıcılık günümüzde de rastlıyoruz,kişinin bir gayreti olmadan doğuştan sahip olduğu yetenekler sayesinde,hiçbir eğitim almadan yapılabilmeye imkan tanıyan bir meslektir.Bazı şarkıcıların hayatlarına baktığımızda hiçbir eğitim almadıklarını fakat sahip olduğu doğuştan yetenekleri;güzel sesli olmaları ve şarkıları,müzik parçalarını güzel yorumları ve bu yeteneklerin diğer insanlar tarafından beğenilmesi ve bunun sürekli ortaya konulmasının istenmesinden dolayı bu kişilerin şarkıcı olarak tanımlandıklarını görüyoruz.Sonuç itibariyle buradan yola çıkarak meslek sahibi olmak için eğitim almak şart değil fakat diğer insanlara dolaylı veya doğrudan bir katkı sağlamamız şarttır ki şu örnekte bunun en güzel kanıtıdır.Biliyorsunuz bazen TV programlarında sunucular tiyatro oyunculurıyla,şarkıcılarla vb. meslekten kişilerle sohbet ederken kişilere sorarlar: ’Mektepli misiniz?’ ‘Alaylımısınız?’ diye,kimisi der: ‘Ben bu mesleğin eğitimini aldım,ben mektepliyim’,kimisi de: ‘Ben eğitim almadım,bu meslekte yetenekli olduğumun farkına vardım veya şu kişi beni keşfetti’ şeklinde ifade ederek alaylı olduğunu söyler.Burada dikkat etmemiz gereken nokta meslek edinmek için eğitim almamız şart değil yalnız yeteneklerimizi kontrol etmemiz şarttır.

Şunu da belirtmeliyiz her mesleğin getirisi icra edildiği zaman diliminde,sonrasında,yıllar sonrasında olmayabilir veya hiç olmayabilir.Örneğin bir ressam düşünelim;kendi tarzında farklı temalarda resimler yapıyor fakat günün şartları,sanata ilgi duymayan bir çevre vb. nedenlerden ötürü bu resimleri kimse almıyor.Bundan dolayı ressamlığı meslek olarak görmemezlik yapamayız.Sonuç olarak mesleğin kişiye maddi anlamda getirisinin olması şart değildir.Kişi o mesleği o mesleği icra ettiği zaman aldığı hazdan,mutluluktan dolayı yapıyor olabilir.O yüzden meslek para kazanma arzusuyla edinilen bir nitelik olarak değerlendirilmemelidir.

Kısaca meslek kişinin eğitim yoluyla planlı bir şekilde edindiği veya doğuştan sahip olduğu,diğer insanların hayatlarına doğrudan veya dolaylı şekilde fayda sağlayan,gerektiğinde para kazanmak için faaliyete konulabilecek ilgili alanda sahip olduğu,edindiği vasıflar bütünüdür.

 

Yazı isvemesleksecimi.com tarafından hazırlanmıştır.Kaynak linki verilerek alıntı yapılabilir.

 

İş nedir meslekten farkları nelerdir.

İş nedir?Meslekten farkları nelerdir?

Mesleğin tanımını yapmadan önce ..İş.. kavramının ne olduğunu bilmeliyiz.İş ve meslek her zaman birbirine karıştırılan kavramlar olmuştur.Sırasıyla bu iki kavramı ele alalım.

İş kişinin sahip olduğu mesleği icra etmesi,uygulamaya koymasıdır.Örneğin bir öğretmenin mesai saatlerinde yaptığı faaliyetler ,bir terzinin dükkanını açıp kapayıncaya kadar yaptığı faaliyetler iş olarak tanımlanır.

Meslek ise bir kişinin bir iş üretebilmesi için diğer insanlara yarar sağlayabilecek nitelikte özelliğe sahip,doğuştan sahip olduğu veya eğitim sonucu ilgili alanda edindiği vasıflar,yetenekler bütünüdür. Meslekte önemli olan kişinin sahip olduğu vasfın diğer insanlara dolaylı veya doğrudan katkı sağlamasıdır.Eğer ki kişinin eğitim sonucu edindiği vasıfları veya doğuştan sahip olduğu vasıfları diğer insanlara dolaylı veya doğrudan katkı sağlayabiliyorsa bu ilgili alandaki vasıfların bütünü meslek olarak tanımlanır.


Mesleklere örnek olarak hepimizin yakından bildiği doktorluğu,öğretmenliği,hemşireliği,terziliği,oto tamirciliğini,şarkıcılığı,tiyatro oyunculuğunu,piyanistliği ve daha birçok mesleği örnek verebiliriz.Bunlardan şarkıcılığı ele alırsak;şarkıcılık günümüzde de rastlıyoruz,kişinin bir gayreti olmadan doğuştan sahip olduğu yetenekler sayesinde,hiçbir eğitim almadan yapılabilmeye imkan tanıyan bir meslektir.Bazı şarkıcıların hayatlarına baktığımızda hiçbir eğitim almadıklarını fakat sahip olduğu doğuştan yetenekleri;güzel sesli olmaları ve şarkıları,müzik parçalarını güzel yorumları ve bu yeteneklerin diğer insanlar tarafından beğenilmesi ve bunun sürekli ortaya konulmasının istenmesinden dolayı bu kişilerin şarkıcı olarak tanımlandıklarını görüyoruz.Sonuç itibariyle buradan yola çıkarak meslek sahibi olmak için eğitim almak şart değil fakat diğer insanlara dolaylı veya doğrudan bir katkı sağlamamız şarttır ki şu örnekte bunun en güzel kanıtıdır.Biliyorsunuz bazen TV programlarında sunucular tiyatro oyunculurıyla,şarkıcılarla vb. meslekten kişilerle sohbet ederken kişilere sorarlar: ’Mektepli misiniz?’ ‘Alaylımısınız?’ diye,kimisi der: ‘Ben bu mesleğin eğitimini aldım,ben mektepliyim’,kimisi de: ‘Ben eğitim almadım,bu meslekte yetenekli olduğumun farkına vardım veya şu kişi beni keşfetti’ şeklinde ifade ederek alaylı olduğunu söyler.Burada dikkat etmemiz gereken nokta meslek edinmek için eğitim almamız şart değil yalnız yeteneklerimizi kontrol etmemiz şarttır.

Şunu da belirtmeliyiz her mesleğin getirisi icra edildiği zaman diliminde,sonrasında,yıllar sonrasında olmayabilir veya hiç olmayabilir.Örneğin bir ressam düşünelim;kendi tarzında farklı temalarda resimler yapıyor fakat günün şartları,sanata ilgi duymayan bir çevre vb. nedenlerden ötürü bu resimleri kimse almıyor.Bundan dolayı ressamlığı meslek olarak görmemezlik yapamayız.Sonuç olarak mesleğin kişiye maddi anlamda getirisinin olması şart değildir.Kişi o mesleği o mesleği icra ettiği zaman aldığı hazdan,mutluluktan dolayı yapıyor olabilir.O yüzden meslek para kazanma arzusuyla edinilen bir nitelik olarak değerlendirilmemelidir.

Kısaca meslek kişinin eğitim yoluyla planlı bir şekilde edindiği veya doğuştan sahip olduğu,diğer insanların hayatlarına doğrudan veya dolaylı şekilde fayda sağlayan,gerektiğinde para kazanmak için faaliyete konulabilecek ilgili alanda sahip olduğu,edindiği vasıflar bütünüdür.

 

Yazı isvemesleksecimi.com tarafından hazırlanmıştır.Kaynak linki verilerek alıntı yapılabilir.


.